7/12/2008 - Gothic 3 - Forsaken Gods
Uzun bir gelişim sürecinden sonra raflardaki yerini alan Gothic 3, ne yazık ki hayal kırıklığı yarattı. Gothic 3 - Forsaken Gods, geliştirilmekte olan Gothic 4 ile Gothic 3 arasındaki boşluğu dolduran bir nevi köprü görevini üstleniyor. İki oyun arasındaki senaryo boşluğunu ve olayları ele alıyor. Myrtanada barış sağlanıyor.Orclar ve insanlar arasında yeniden anlaşmazlıklar oluyor, tekrar savaş çanları çalmaya başlıyor. İsimsiz kahraman yeniden barışı sağlamak için gizli yerinden geri dönüyor ve Myrtanada uyanıyor.Ek paket Gothic 3 ile genel olarak aynı temele sahip, ancak bazı yeniliklere sahip. Bunlardan ilki dövüş sisteminde yapılan düzeltmeler. Sistemin üstünden biraz daha elden geçtiği kendini belli ediyor. Aslında Gothic 3e çıkan yamalarla dövüş sistemi üstünde yapılan düzeltmeler vardı, ama Forsaken Godsta biraz daha denge sağlanmaya çalışılmış denilebilirGothic dünyası üstünde dolaştığımızda eski dostlarımıza da rastlama imkanımız var. Yeni yaratıklar, NPCler dışında yeni görevler ve yeni silahlar, yeni zırhlar vsForsaken Godsta bulunuyor. Görev sistemi gene Gothic 3 ile aynı kıvamda, hatta yeni görevlerin eskisine göre biraz daha zevkli olduğunu da söyleyebilirim.. Forsaken Godsın teknik alt yapısında iyileştirmeler yapılmasına karşın, yükleme ekranı biraz uzun sürüyor.nuç olarak Gothic 3ü sevip oynadıysanız maceraya Forsaken Gods ile devam edebilirsiniz, ama bunun dışında teknik problemlerinden dolayı dikkat edilmesi gereken bir yapım olmuş.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
7/12/2008 - A Vampyre Story
Vampyre Story, kendini çok ama çok geciktirerek, nazlanarak, ağırdan satarak nihayet piyasaya çıktı.Oyunumuz üçüncü kişi görüş açısından oynan bir Point&Click macera oyunu. Kontrolümüzde ise Mona LaFitte adında bir vampirella (Elbette sağ omzunda oturarak ona yoldaşlık eden yarasa dostu Froderick'i saymazsak olmaz) var ve oyunun konusu da Draxsylvania diye bir yerde geçiyor. Mona bir opera sarkıcısı ve Paris'e gidip orada şarkı söylemek de en büyük arzusu; fakat Shrowdy Von Kiefer adında bir vampir tarafından kaleye kapatılmış ve haliyle dışarı çıkmasına da izin yok. Fakat günün biri Shrowdy ülkedeki bazı vampir avcıları tarafından öldürülüyor ve nihayet Mona'nın da bu tutsaklıktan kurtulma vakti geliyor. Oyunumuz da tam burada başlıyor ve Mona'yı kaleden dışarıya çıkartmaya çalıştığınız bir senaryoyla işe koyuluyorsunuz.
Kahramanımız Mona bir vampir olmasının avantajlarını pek çok defa kullanıyor ve siz de oyun içerisinde buna şahit olup bunlardan faydalanıyorsunuz. Nedir bunlar? Birincisi Mona bir vampir ve aynı zamanda yarasaya dönüşebiliyor. Bu sayede Mona için aslında gidilemeyecek bir yer yok anlamı da çıkartılabilir. Fakat ne yazık ki uçabiliyor olmasına rağmen onu pencereden bile dışarı çıkartamıyoruz, çünkü bulunduğu kalenin etrafı Shrowdy tarafından bir lanetle tamamen izole edilmiş ve bu yüzden Mona'nın dışarı çıkma gibi bir şansı yok. Madem öyle siz de etraftaki bulmacaları çözerek ve diğer insanlarla konuşarak kaleden nasıl çıkılacağının, daha doğrusu öncelikle üzerinizdeki bu lanetten nasıl kurtulacağınızın yolunu arıyorsunuz. Mona'nın diğer özelliklerini sıralamaya devam ettiğimizde kendisinin çok güzel bir sese sahip olduğunu ve olaylara çok sempatik yaklaştığından söz etmek gerekir; zaten ilk birkaç dakikada hafif utangaç tavrından, mimiklerinden ve tepkilerinden bunu fark edeceksiniz. Bunda her ne kadar Froderick'in de çok çok büyük etkisi olsa da Mona gerçekten de uzun süredir bir oyunda yalnız olduğumu bana hissettirmeyen, dolu dolu bir karakter. Herhangi bir konu hakkında konuşurken yanında Froderick ile birlikte yorumlarda bulunuyorlar; tabii Froderick biraz daha lafını esirgemeyen bir tip, aralarındaki diyaloglar tekrar tekrar dinlenesi derecede zevkli. Oyunun neredeyse tamamında Mona'nın vücuduyla verdiği tepkiler ise asla birbirine tekrar etmiyor; adeta bir film gibi baştan sona kadar Mona'nın her hareketi bilinçli. A Vampyre Story'nin en büyük artılarından birini de bu oluşturuyor, ki tamamı el çizimi olan bu mekanlar oyunda inanılmaz bir atmosfer oluşturuyor.
SİSTEM 2 GHz CPU, 1 GB RAM 128 MB ekran kartı, 4 GB boş HDD alanı
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
25/11/2008 - GTA 4 PC sürümünü bekleyenlere kötü haber
2 Aralıkta PC sürümünün çıkacağı durulan oyun modaya uyup internet üzerinden aktivasyon talep edecek.Kapağın arka yüzünde oyunun ilk başlangıçtan önce bir kereye mahsus internet üzerinden etkinleştirilmesi gerektiğine dair bir ibare mevcut. Fakat oyunun buna rağmen birden çok bilgisayara kurulabileceği iddia ediliyor. Bekleyip görecez.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
23/11/2008 - Doom 4 (PC)
Resurrection of Evil’ın ardından Doom serisinin geleceği belirsizdi. Sessizliğini bozan Carmack, yeni bir proje üzerinde çalıştıklarını duyurmuş, fakat ne olduğunu açıklamamıştı.Hikayeye Doom 2: Hell on Earth ile dahil oldum. Doomguy isimli başkahramanımız, tek başına tüm yaratıklara karşı mücadeleye giriyor ve Dünya’yı kurtarmak için UAC ürünü birbirinden gelişmiş silahları kullanıyordu.Doom 3, "Yeni nesil grafik teknolojisi anlamında” bir devri kapatıp yeni bir çağı başlatan oyunlardan olmuştu. Doom 4 ile nasıl bir ilerleyiş sergileneceği henüz belli olmasa da, birkaç bilgi dahilinde tahmin etmek hiç de zor değil. Quakecon 2008’de yeni bir logo haricinde Doom 4'e ait herhangi bir görsel yayımlanmadı. Logoda dikkat çeken ise, herhangi bir sayı takısının yer almayışıydı. Bu tavırla Id Software, orijinal Doom’a döneceğini bir nevi gösteriyordu belki ve nitekim öyle de olacak. Doom 3’ten gerekli dersleri çıkardıklarını, yeni oyunda sürekli dar koridorlara ve yaratıkların bazen karşılaşılan yapmacık doğasına yer vermeyeceklerini belirtiyor. Son oyunlarda yer almayan bazı Doom şeytanları da, yeni yapımla tekrar geri dönüş yapabilir.
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Kategoriler
Arkadaşlarım
• 3kolog
|